Babasız kadınlar

Hani hep söylenir, ne kadar gerçek ve bir klasik deyimdir bu: Kadın olmak zordur.

Babasız büyüyen kadın olmak daha zordur.

Erken yaşta çocukluğundan vazgeçerek, yetim kız etiketi ile büyür onlar. Diğerleri dertlerini anne ve babalarına anlatır, o yastıklarla konuşur. Üzüldüğünde, gözyaşlarını kendi siler.

Hem anne hem baba olan tek ebeveynine, açamaz kendini. Ödün verir, içine kapanır. Hislerini dile getirmeyi unutur.

O, hayatın güçlüklerine karşı tek başınadır.

Kadın hassaslığını kaybetmeden, ayakta kalmayı öğrenir. Kimseye güvenmeden, yaşamayı deneyimler.

Ömür boyu taşır o etiketi: Yetim kız. En ufak hatası bile bu yüzdendir. "Yetim büyümüş kadın sevemez" derler. "Hırslıdır onlar." derler. Zor kadınlardır.

Görünmez bir avcı gibidir yetimlik. Ömür boyu kovalar avını. Defalarca yenilir, tekrar ayağa kalkar, koşar ve yine yakalanır. Ama asla pes etmezler.

Ben severim yetim kadınları.

Hayatın zor yanlarını bilirler. Öyle her şeye boyun eğmezler. Ayakları yere basar. Nettirler ve yalan konuşmazlar. Gözyaşları kolay kolay akmaz. Sevgilerine de güvenilir, nefretlerine de.

Herkese göstermezler hislerini. Seçicidirler.

Dedim ya... Sevgileri gerçektir. Tam severler, yüzde yüz. O yüzden çok çabuk kırılırlar. Yine de söylemezler üzüntülerini. Uzaklaşırlar sadece... Çünkü yaralarını yalnız sarmaya alışmıştır onlar.

Bu yüzden severim onları. Dürüst oldukları için. Çünkü onlar, kendilerini sevdirmek için değişmemişlerdir. Asla. Çocukken bile...

Hassas ama güçlü. Duygusal ama yalnız. Aşk dolu ama sevgisiz kalmış. Çok bilen, yaşamış ama suskun, kadınlar.

Derinden sevdiğim yetim kız kardeşlerim onlar, benim...